Sivas kent merkezindeki atölyesinde yarım asırdır ahşap işçiliğini sürdüren 3 çocuk babası Mustafa Karaoğlu, şehrin tek ud ustası olarak geleneksel üretimi yaşatıyor. Ahşaba ve müziğe olan tutkusunu 1976 yılında imal ettiği ilk ud ile mesleğe dönüştüren deneyimli zanaatçı, hazırladığı özel enstrümanları Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerdeki koleksiyoner ve müzisyenlere ulaştırıyor.
## Ahşaptan Enstrümana: Çivisiz Üretim Nasıl Gerçekleşiyor?
Ud yapımının sabır isteyen aşamalarını paylaşan Karaoğlu, imalat sırasında kesinlikle çivi ya da metal bağlantı malzemesi kullanmadığını ifade ediyor. İmalat süreci, enstrümana en uygun ağaçların seçilmesiyle başlıyor. Doğru ahşaplar 3 santimetre genişliğinde ve 70 santimetre uzunluğunda kesildikten sonra birbiriyle eşleştiriliyor. Kesilen bu parçalar, yüksek ısıya sahip sıcak ütüler yardımıyla bükülerek istenen eğime getiriliyor.
Zımpara ve rendeleme aşamalarının ardından hassas biçimde hazırlanan ahşap dilimler, özel kalıpların üzerinde dikkatle yapıştırılıyor. Bu titiz çalışmanın sonucunda udun 'tekne' olarak bilinen ana gövde kısmı ortaya çıkıyor. Günümüzde çoğunlukla 21 ve 23 dilimli udların tercih edildiğini belirten usta, isteğe bağlı olarak 25 ve 27 dilimli modeller üretebildiğini, geçmiş dönemlerde ise genellikle 13 ve 17 dilimli yapıların kullanıldığını açıklıyor.
## Bedenen ve Zihnen Dinamik Tutan Zanaat
Atölyede geçirdiği uzun saatlerin kendisini ruhsal ve bedensel açıdan dinç tuttuğunu belirten Mustafa Karaoğlu, ürettiği her bir udun kendine özgü bir tınısı ve karakteri olduğunu vurguluyor. Sivas'taki emektar atölyeden çıkan tescilli ve tamamen el emeği enstrümanlar, geleneksel müzik kültürünü geleceğe taşırken uluslararası müzik çevrelerinde de ilgi görmeyi sürdürüyor.



